Martin'in yazarlık macerası Ruth'a olan aşkıyla başlar. Önceleri, yalnızca iyi bir eğitim almış, ailesi toplumun üst sınıfından olan Ruth'un aklında ve kalbinde bir yer edinebilmek için okumaya ve öğrenmeye başlar; ama sonra Martin'in entelektüel bilgisi Ruth'un ve onun ait olduğu dünyanın ötesine açılır. Martin işçi sınıfını keşfeder ve yazarlık serüveni, San Francisco işçi sınıfının içinden yükselir.
Yazar olmaya karar verdiği andan itibaren bitmek tükenmek bilmeyen bir azimle yazar ve yazdıklarını yayıncılara gönderir. Martin, yanıt olarak yalnızca tekrar ve tekrar reddedildiğini bildiren mektuplar alır. Asla pes etmez, inancını yitirmez ve Jack London, kahramanı Martin'e romanın sonunda bu azmin hakkını verecek bir sürpriz ve beklenmedik bir final hazırlar
.. Bu kitap bireyciliğe bir saldırıdır. Martin Eden, başkalarının ihtiyaçlarının farkına varmayan aşgırı bir bireycidir. Hayalleri kaybolduğunda, uğrunda yaşıyacağı hiçbir şey kalmaz.
-Jack London-
Martin, bir maceraperest ve aksiyon adamıydı, bunu becerebilen pek fazla yazar da yoktur.
-George Orwell-
Özet;
Martin
Eden bir denizcidir.O kendini eğitmiş ve böylece zengin burjuvalarda
biri olmuştur.Kolej eğitimli sosyetik Ruth Morse sayesinde çabalarını
yüksek düşünme hayatına yöneltmiştir.
Bizim
kahramanımız bir yazar olur.İşi ve hayatı ile ilgili düşüncelerini
yazar.Kendi türünü ortaya çıkarır.Örnek aldığı kişi yazar Spencer’dır.
Nasılsa sadece Russ Brissenden –George Sterling üzerine yazan solcu bir şair- onun yazılarında bir ışık görür.
Ruth
Martin’i bırakır.Çünkü o Martin’i başarısız bulur ve onun için
başarısız şeyler değerli değildir.Dergiler ve gazeteler Martin’in
yazılarını yayınlamıyorlardır.Ve onu kötü şöhretli biri ilan
etmiştirler.Gerçek olmayan suçlamalardan dolayı sosyalist ilan
edilmiştir.
Sonunda Martin ünlü olur , herkes tarafından tanınır ve Ruth onu geri ister fakat o artık Martin’in miğdesini bulandırıyordur.
Brissenden’ın intiharı Martin’i çok etkiledi tam da Brissenden’in yazısı –Martin’in gizlice yolladığı-büyük ilgi görmüşken...
En
sonunda anlar ki o bir insanın hayatı boyunca uğraşıp da ancak
bulabileceği bir gerçeği öğrenmiştir.Ona göre yaşamanın bir anlamı
kalmamıştır ve artık dünyada ona bir yoktur.
Zengin
olmanın artık onun için bir anlamı kalmamıştır, gerçek sevgiyi
bulamadıktan sonra...O da yapması gereken şeyi yapar ve intihar eder ama
bu ona göre doğrudur.
Martin çalışmayı sevmez ve günlük bir programa ayak uyduramazdı.
Kendini ezdirmezdi.Kızlar ona hayrandı , yakışıklıydı ama o 3. sınıf kızlarını istemiyordu.O, Ruth’u istiyordu.
Birgün
bir kavga çıktığında Marti bir adamı kurtarır.Adamın adı Arthur
Morse’dur.O Martin’e teşekkür etmek için onu evine yemeğe çağırır.İşte
Martin Ruth’u ilk defa orada görür.Burjuvaların oturduğu, lüks
mobilyaların olduğu bir yerde ona vurulur.
Martin Ruth’la evlenmek istiyordur fakat aralarındaki uçurumu da görüyordur.
Ruth
ona kendini geliştirmesinde yardım eder , ona dersler verir.Martin çok
gelişmiştir.Fakat ne kadar gelişse de geçmişinde yaşadığı zorluklardan
dolayı oluşan içindeki vahşiliği bedeninden atamaz.Kendini doğru ifade
edemez.Bir tartışma konuşmasında bir gazeteci tarafından yanlış anlanır
ve gazeteci ona sosyalist damgası vurulur.Ruth bu büyük vahşeti
görmemezlikten gelemez.
Zaten Bayan Morse ve Bay Morse da bu ilişkiye karşi çıkıyorlardı.Bu olay da onlar için bir fırsat olur ve ikisini ayırırlar.
Martin yazı yazmaya devam eder.Gönderdiği yazılar geri çevrilir.Fakat hiç beklemediği bir anda yazıları kabul edilmeye başlanır ve Martin zengin olur.
Ruth’tan
ayrıldıktan sonra Lizzie Connoly’le arkadaşlık eder.Lizzie bütün 3.
sınıf kızları gibi Martin için ölebilir ama Martin onu sevmiyordur.Bunu
ona da söyler.
Artık bütün günleri aynı boşlukta geçiyordur.Parası da vardır ama sıkılmıştır.
Eskiden
hayran olduğu için kavgalı olduğu yargıç Blount ve Bay Morse bile onu
yemeğe çağırır.Bu adilik diye düşünür.Yemeğe ihtiyaç duyduğunda
çağırmazlardı da bin yemek yiyebilecek parası varken çağırırlar.Halbuki o
aynı Martin Eden’dir, değişmemiştir.
Artık
yazmayı bırakır.Şu ana kadar yazdığı yazıları sırayla satar.Çok para
kazanır.Parasının bir kısmını kardeşleri, komşusu, eski arkadaşı Joe ve
Lizzie için harcar.Ve Güney Denizi’ne gitmek için son kez gemiye
biner.Gemide sıkıldığı için hayran olduğu Swinburne’ün bir kitabını
okur.Kitaptaki şiirde okuduğu şu mısralar onu intihar etmeye yöneltir:
...
Hiçbir yaşamın sonsuz olmadığı,
Ölülerin asla dirilmediği,
...
Denize
atlar, ciğerlerini nefes ile doldurur ve gidebileceği kadar derine
gider.Derine gittikçe basınçtan kullakları ağrır.Elinde olmadan yukarıya
çıkmak için çaba harcadı ama boşuna nefesi yetmez.Artık o ölüydü.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder