10 Nisan 2013 Çarşamba

Yaşamın Ucuna Yolculuk (01.13)


Tezer özlü'nün 1983 de almanca olarak yazdığı auf den spuren eines selbstmords( bir intiharın izinde ) 1984'de kendi tarafından türkçeye çevrilmiş anlatı kitabı.almanca versiyonu 1983 de marburg yazın ödülü almıştır.
 -ve bana geceler yetmiyor. günler yetmiyor. insan olmak yetmiyor. sözcükler, diller yetmiyor.
-bir yüksekliğin, bir başıma olduğum bir yüksekliğin en ucundayım. inemiyorum. yaşayamıyorum.ölemiyorum
- insan sevgiye biri yanımızda olmadığından acı çekene dek dayanır;oysa gerçek yalnızlık dayanılmaz bir hücredir.

Taşra Kızı (01.13)




Finlandiyalı yazar Franz Emil Sillanpaa´nın en ünlü yapıtlarından biridir "Taşra Kızı Silja". Kendisi de yoksul bir köylü ailesinden gelen yazar, bu romanında bir köylü kızın yaşam öyküsünü anlatır. Silja, anasını babasını yitirdikten sonra, yaşamını çiftliklerde işçilik ederek sürdürür. Çok güzel olduğu kadar ince duygulu bir kızdır. Köy delikanlıları pervane olur çevresinde. Ama hiçbirine yüz vermez. Bir rastlantıyla tanıştığı Armas´a gönül verir. Ne var ki, ayrılık gelir çatar. Armas 1918 savaşında cepheye gönderilir, yaralanır, bir bacağını yitirir. Silja da angaryaların zengin çiftlik sahibi kadınların anlayışsızlıkları sonunda verem olur; son günlerini mutlu çocukluk anılarını ve sevgilisinin hayalini içinde canlandırarak, doğa güzelliklerini derinden duyarak, yalnızlık içinde söner gider

Alevilerin Büyük Sırrı (01.13)



Yakın bir zamandır araştırmacılar, profesörler, ilgili-ilgisiz- kişiler, Alevilerin cem ayinlerinin ve semahlarının Anadolu ve Yukarı Mezopotamya topraklarına başka yerlerden geldiğinin propagandasını yapmaktadırlar. Hak Ehli Erenlerinin, yeni adlarıyla Alevilerin cemleri ve semahları Eski Türklerin ayinlerine, şaman ayinlerine, Sudan "Zencilerinin ayinlerine veya Eskimoların ayinlerine benzetilmek istenmektedir. Oysa özellikle Orta Asya Türk ayinleri ve şaman ayinleri ile Alevilerin cemleri ve semahları birbirlerine zıt kozmik sistemlere dayanmaktadır. Göksel anlayışları çok farklıdır. Yaradıhş-Doğuş anlayışları da birbirine benzememektedir. Elinizdeki kitap kabul edilmesi emredilen dogmaya karşı çıkmaktadır. Hak Erenlerinin sırlarını da açıklamaktadır. Alevilik sır üzerine kurulmuştur ve anne, baba arasında gizlidir. Sır damladadır. Damla sudur, su ise sırdır... Doğrulan yanlışlardan ayırmanın en önemli göstergesi bilinçtir. Elinizdeki kitap yeni bir heyecanın kıvılcımı olacaktır.

Son Ada (01.13)

kitap bir ada halkının başından geçenler üzerine kurulu. huzur ve sakinliğin hüküm sürdüğü, para, güç gibi hırsların yer almadığı bir adada yaşayan 40 ailenin hayatı “başkan”ın adaya gelmesiyle altüst olur. “başkan” ülkede darbe yapmıştır ve emekliliğini geçireceği huzur dolu bir yer ararken adaya yerleşmeye karar verir.ada halkı tarafından çok sevilen ağaçlı yoldaki ağaçların budanması “başkan” tarafından yapılan ilk değişikliktir. pek itiraz görmeyen bu değişimin, daha büyük değişikliklere yol açacağını gören ilk kişi olan “yazar” tehlikenin gelişini görür.

yönetim, iktidar gibi konularla hiç ilişkisi olmayan adada yapılan ikinci değişiklik ise “başkan”ın talebiyle kurulan yönetim kuruludur. ada halkı tarafından alınan ortak kararların yerine söz hakkına sahip olacak olan yönetim kurulunun olmasının olası etkileri halk tarafından hala fark edilmemektedir.
“başkan”ın bir sonraki icraatı, adanın gerçek sahipleri olan martıları düşman ilan etmesidir ve olaylar gelişmeye başlar.
“yazar”ın itirazları, bakkalın oğlunun duyarlılığı ve aklı başına geç gelen ada halkının davranışlarıyla şekillenen olaylar gerçekten okumaya ve üzerinde düşünmeye değer.
“savaşı kimin başlattığı, kimin haklı olduğu gibi mantık yürütmeler, boğucu hale gelen korku ve nefret ikilisi karşısında bütün anlamını yitirmişti. herkes intikam istiyordu. korku nefreti, nefret korkuyu besliyordu.”

9 Nisan 2013 Salı

Tanrılar Okulu (01.13)

hep aynı olaylarla karşılaşıyorsun, çünkü sende hiçbir şey değişmiyor! her şey benzerini kendine çeker. cennet parçacığı cennete doğru, cehennem parçacığı cehenneme doğru yol alır.
lupelius'a göre yeryüzü, insanların sıralar halindeki idam mahkumları gibi yaşadıkları kozmik bir hapishane, dünya boyutunda bir zindandır. bu vizyonun son ve kesin bir yenilgi oluşturduğu yargısına varmak yerine, göz kamaştıran çılgınlığıyla cesurca bir plan tasarlar. insan için, onu olanaklının sınırlarının ötesine geçirecek bir serüven düşler; kaçınılmaz görünen ölümcül yazgısından kaçış ve dünya yasalarından kurtuluş.

-size ‘öğretilen ve anlatılan dünyanın’, anlatıldığı gibi olduğunu söyleyenler sadece anlatanlardır. korkmanız, çekinmeniz, endişe etmeniz gerektiği söylenen her şey, bu betimlemenin pençesindeki insanların fikirleridir. oysa bunlar olumsuz duygulardır ve hiçbiri dünyaya geldiği haliyle insanın mayasında olan hisler değillerdir. insan korkusuz doğar. korku, zorla ‘öğretilir’.

-hayatınızda önünüze çıkan herkesin özel bir görev ile karşınıza geldiğine emin olun. ve ona varlığı için teşekkür edin. özellikle düşmanınızsa.

Siddhartha ( 01.13 )

Herman Hesse’nin çok güzel bir kitabı.Brahman’ın oğlu Siddhartha senelerce sarayda refah içinde yaşamış, aldığı yüksek eğitime, bilgeliğe karşın mutsuz, herkesin sevdiği bir gençtir. Sahip olduğu zenginlik ve güzelliğin bir yanılgıdan ibaret olduğuna inanır. Egosuyla savaşmak, ben’i öldürerek kendini bulmak, içsel mutsuzluğunu huzura kavuşturmak için bir yolculuğa çıkmaya karar verir. Babasının karşısına dikilip bu arayıştaki kararlılığını gösterir ve saraydan ayrılır. Onu çok seven arkadaşı Govinda da Siddhartha’yı yanlız bırakmaz.  Samanalara katılırlar, Buddha ile tanışırlar. Siddhartha Buddha’nın bilgeliğinden, Tanrısal öze ermiş olmasından çok etkilenir ancak arkadaşı Govinda’nın aksine Siddhartha Buddha’nın öğrencisi olmak istemez ve Govinda ile ayrılırlar. Siddhartha kendi yolunu bulmak ister, ona göre herkesin yolu farklıdır ve Tanrısal öze ulaşan bir insanın etrafındaki insanlara aynı yolu gösteremez. Her bireyin başkasının bakış açısına sıkışmadan